HABER ARAMA


Gelişmiş

EN ÇOK OKUNANLAR

SON YORUMLANANLAR


    Yeni Anayasa Türkiye'nin Geleceği

      15.12.2012

    Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Süheyl Batum, İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal ve İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Enver Bozkurt, İAÜ'de "Yeni Anayasa Türkiye'nin Geleceği" konulu konferansta yeni anayasayı ve başkanlık sistemini değerlendirdiler...

    Categorie  Kategori : Hukuk
    Comments  Yorum : 0
    Reading  Okuma : 1847

    Share |

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

    Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Süheyl Batum, İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal ve İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Enver Bozkurt,  İstanbul Aydın Üniversitesi Ulusal Güvenlik Strateji ve Araştırma Merkezi’nin gerçekleştirdiği  “Yeni Anayasa Türkiye’nin Geleceği” konulu konferansta yeni anayasayı ve başkanlık sistemini değerlendirdiler.

    Konferansta konuşan İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal, ‘yeni anayasa’ çalışmalarıyla ilgili, “Benim kanaatim yeni bir devlet kurulurken yeni bir anayasa yapılır, yeni bir rejim inşa ediyorsanız yeni bir anayasa yaparsınız, devrim ya da karşı devrim olursa yeni bir anayasa yaparsınız. Hangisi oldu da Türkiye’de yeni bir anayasa yapıyoruz? Bu ‘yeni anayasa’ demek rejim değişikliği demektir. Bu nedenle biz İstanbul Barosu olarak bu ‘yeni anayasa’ya katkı vermiyoruz. Meşrulaştırmamak için hiçbir yerinden de topa girmiyoruz,” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi ve MHP’nin ‘yeni anayasa’ çalışması komisyonunda yer almasını da eleştiren Doç. Dr. Ümit Kocasakal,  “CHP ve MHP’yi burada yer aldıkları için çok net eleştiriyorum.  Sizlere orada sadece şeklen ihtiyaç vardı.  Zaten bu anayasa hazır. Siz komisyonda yer almasaydınız da bu anayasayı değiştireceklerdi. Siz orada yer almasaydınız, o zaman bunun bir parti anayasası olduğu çok daha net ortaya çıkacaktı. Orada yer alarak buna meşrulaştırdınız. Orada bulunmanız doğru olmadı,” şeklinde konuştu.

    Danıştay Başkanı’nın  iktidarla uyumlu çalışacağız açıklamalarına da karşı çıkan Kocasakal,  bunun bir  sorun olduğunu, aksine yargının uyumsuz olması gerektiğini, hak ve özgürlükler konusunda bir ihlal olduğunda yargının bunu denetlemesi  gerektiğini vurguladı.

    “Türkiye’de bilimsel gerçeklik diye bir şey yok!”

    CHP Eskişehir Milletvekili ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Süheyl Batum, yeni anayasa tartışmalarını değerlendirerek, “Yeni anayasa deyince hepimizin aklına yeni anayasa ve ‘Türkiye’nin geleceğini nasıl etkileyeceği ve daha demokratik olabilecek miyiz?’ soruları geliyor. Ben siyasete girmeden önce şöyle düşünüyordum: Türkiye’nin sorunları belli, bu sorunların evrensel ilkeler ve hukuk çerçevesinde çözümleri belli.  Maalesef Türkiye’de bilimsel gerçekler diye bir şey yok. Evrensel ilkeler de yok. Hiç kimsenin baktığı ilgilendiği de yok.  Bilimin ve evrensel ilkelerin olmadığı yerde ne bilim, ne ulusal laiklik, ne de hukuk vardır,” dedi.

    Konuşmasında Eskişehir 3. Askeri Ceza Mahkemesi’nde görülen bir davadan söz eden Prof. Dr. Süheyl Batum,  “Ben Eskişehir’de bir davaya gittim ve davayı izledim.  Şu an seksen bir ilde buna benzer yüzlerce dava var.  Bu davanın özelliği şu:  yetmiş yedi kişi şu an bu davadan yargılanıyor. Burada büyük davalardan bahsetmiyorum size; Balyoz, Ergenekon, KCK gibi.  Burada yetmiş yedi kişi yargılanıyor ve suçları şu: 4+4+4’ü protesto etmek.  Bu sistemi beğenmiyorlarmış, oturmuşlar belirli sivil toplum kuruluşları, bu durumdan sorumlu gördükleri partinin il merkez binasına yürüyüş yapmışlar.  Burada üstelik kavga, gürültü, karşı koyma gibi bir şey yok. Fakat savcı buna çok kızmış, iddianame hazırlamış ve demiş ki,  ‘yapılan yerin civarlarında birçok iş yerleri vardır, atılan sloganlar ve taşınan pankartlar dikkate alındığında söz konusu toplantı ve gösteri yürüyüşünün aniden oluşan doğal bir tepki sonucu olmadığı anlaşılmış.’ Tüm bu nedenlerden ötürü bunun bir örgüt olduğundan yola çıkarak dava açmış. Şimdi bir savcı böyle yapabilir ama savcı bu iddianameyi yazdığında hâkimin ciddiye alması çok korkunç,” diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Biz şimdi tüm bu yaşananların üzerine hukuk fakültelerimizde oturup kurallar yazmaya çalışıyoruz. Şöyle olsun, böyle olsun diye. Şu son dönemdeki yaşananlara bir bakın arkadaşlar komedi.  Türkiye’de artık hukuk, bilim diye bir şey yok.”

    “Artık kimsenin güvencesi yok”
    Süheyl Batum,  Türkiye Cumhuriyeti’nde artık kimsenin güvencesinin kalmadığını belirterek şunları söyledi:
    “Bugün mevcut iktidarın en büyük dayanağı, Türkiye Cumhuriyeti’nde hiç kimsenin güvencesi olmaması.  Birileri bu duruma çok seviniyor ve hepimizin sıfır güvencesi var.  Bu sistem böyle devam ettiği sürece iktidar sahipleri mevcut güçlerini koruyacaklardır.”

    Konuşmasında son dönemin tartışma konularından “anadilde savunma hakkı” konusuna da değinen Batum,  “Anayasa Adalet Komisyonu son günlerde  ‘anadilde savunma hakkı’ konusunu tartıştı. Hepimiz tartıştık. Burada şunu özellikle vurgulamak isterim, bizim  Ceza Muhakemesi Kanunumuzda şöyle bir düzenleme var: ‘Sanık veya mağdur meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa mahkeme tarafından ona tercüman atanır ve bu tercümanın parası devlet tarafından karşılanır.  Şimdi bizim değerli arkadaşlarımız buna şöyle bir ek getirmişler: ‘Eğer Türkçe bilmiyorsa veya savunmasını başka bir dilde yapmak istiyorsa o zaman tercümanını evinden kendi getirir ve parasını da kendi öder. Kısacası burada amaçlanan anadilde savunma hakkı filan değil.”

    Anadilde savunma hakkı konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 1993 yılında aldığı Mehdi Zana Kararı’ndan söz eden Batum, “1993 yılında ‘anadilde savunma yapmak istiyorum’ diyerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zamanında Diyarbakır Belediye Başkanlığı yapmış Mehdi Zana kararı şöyle: ‘Böyle bir hakkın yok. Çünkü sen bu zamana kadar belediye başkanlığı yapmışsın, bir sürü işler yapmışsın Türkçe bilmemen gibi bir durum söz konusu değil. Böyle bir şey ileri süremezsin.’ Kısacası anadilde savunma hakkı yoktur ama savunma hakkı vardır.”

    “Biz şuna çok inanıyorduk,  siz sakın inanmayın: anayasa genel olmalı, bireyi ön plana almalı herkes birbirini sevmeli saymalı. Zaten dünyada hiçbir anayasa yoktur ki kimse birbirini sevmesin, saymasın diye yapılsın. Anayasa ülkedeki insanları güvence altına almalı. İnsanların bireysel ya da toplumsal haklarını güvence altına almalı,” diyen Prof. Dr. Süheyl Batum konuşmasının sonunda bugün Türkiye de hiç kimsenin güvencesi olmadığını vurguladı.

    “2547’yi mumla arayacağız”

    İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Enver Bozkurt ise konuşmasında,  “Yeni YÖK Kanunu”ndan söz etti. Prof. Dr. Enver Bozkurt YÖK Kanunu ile ilgili şunları söyledi:

    “Son bir aydır Ankara’da YÖK Yasası üzerine çalışıyoruz. Bu çalışmalar bize şunu gösteriyor,  2547’yi biz ‘anti demokratik’ bulurduk; eğer yeni tasarı gelirse 2547’yi gerek biz, gerek öğrenciler mumla arayacağız. YÖK şimdi daha merkeziyetleşecek. Tüm karalara, eylemlere karışacak bir yapı içine bürünüyor.”

    Yazdırılabilir Sayfa Sayfayı Yazdır | Word'e Aktar Worde Aktar | Tavsiye Et Arkadaşına Gönder | Yorum Yaz Yorum Ekle

    Hukuk

    En Çok Okunanlar




    Toplam Ziyaretçi : 
    Aktif Ziyaretçi : 

    18594246
    84
       

      Son Ziyaret :  20.09.2019 10:52